Ana içeriğe atla

KAVA’İDÜ’L-AKAİD - NASİRÜDDİN TUSİ

11 Mart 2026 Çarşamba


KAVA’İDÜ’L-AKAİD - NASİRÜDDİN TUSİ

“Hamd, şaşkınlıktan ve sapkınlıktan kurtaran Allah’a”

“Tasavvur edilebilen her şey: başkası dikkate alınmadan tasavvur ediliyorsa o zattır, (tek başına tasavvur) edilemiyorsa sıfattır. Örneğin mevsuf dediğimizde sıfata sahip olan bir şeyi kastederiz. Bu durumda “şey” zattır, “sıfata sahip” sözümüz ise onun sıfatıdır.”

“Özetle, varsayılan her sayı sonludur. Çünkü varsayılan her sayı, kendisinden azaltılma suretiyle azlığa ve kendisine ilave yapılma yoluyla çokluğa elverişlidir. Azlık ve çokluğa elverişli olan şeylerin tamamı sonludur.”

-Mukaddime bitti.

Filozoflara Göre Yaratıcının Varlığını İspat Metodu

-Var olan ya zorunlu ya mümkindir.

Mümkin varlık müessire ihtiyaç duyar.

Müessir ya mümkin ya zorunlu varlıktır.

Mümkin ise o da bir müessire ihtiyaç duyar o da mümkinse bir müessire ihtiyaç duyar.

Kısır döngü ve teselsül muhaldir.

O zaman müessir zorunlu varlık olmak zorundadır. 

Ayrıca müessir mümkin ise mümkin, mümkin dahil olmak zorunda kalır.

Bu da muhaldir.

O halde mümkinlerin harici bir müessir olmak zorundadır; bu zorunlu olandır.

Elsonuç; “Zatı itibariyle varlığı zorunlu olan”ın (Vacibü’l-vücud li-zatihi) varlığı zaruridir.” 

“Mümkünlerin tamamından hariç olan şey, mümkin olmaz; dolayısıyla zorunlu olur.” 

Kelamcılar ve Filozofların ihtilafının Açıklaması

“Kelamcılar mümkinin yokluğunun varlığından önce olduğunu söylediler. Bu öncelik, “önce olan” ile “sonra olan”ın aynı anda var olmasının mümkün olmayacağı şekildedir. Filozoflar ise; böylesi bir öncelemenin sadece “önce olan”ın bir zaman diliminde “sonra olan”ın da başka bir zaman diliminde gerçekleşecek şekilde, varlığı ancak zaman içerisinde gerçekleşen olgularda mümkün olduğunu söylediler. Zaman, varlığı zorunlu olan değildir. Öyleyse yokluğun Zorunlu Varlık (Vacib) dışındaki herşeyden önce olması bu anlamıyla muhaldir. Bu, onların bazı müminlerin kıdemi hakkındaki görüşleridir. Onlar, bu önceliğin yukarıda zikrettiğimiz “doğal öncelik” kapsamında olduğunu da söylediler.”

-Zaman mümkünse, Zorunlu Zatın yokluğu muhal olmalı; çünkü zamanın müessiri Zorunlu Zattır.

——-

“O’nun malumu, değişmeyen şeylerin tamamıdır. Değişenlere gelince onlar, değişme yönüyle O’nun için ma’lum değildir. Zira -bu bahiste sözü geleceği üzere- malumun değişmesiyle ilmin değişmesi gerekir ve Allah Teala’nın ilminin ise değişmesi mümkün değildir.”


“Allah Teala Semi ve Basir’dir: O’nun işitilmesi ve görülmesi geçerli olanları kuşatması bunu göstermektedir. Bu manadan ve söz konusu iki sıfatın Allah Teala’ya itlak edilmesindeki şer’i izinden dolay O her ikisiyle de nitelenir.”

-Eğer şer’i izin olmasaydı akıl bu sıfatları bulamayabilirdi. Çünkü sınırlandırma akla uzakken şer’i yönlendirmeye açıktır.


“Fiiler, hasen ve kubuh diye (ikiye) ayrılır. Husün ve kubhun, farklı anlamları vardır; 1. Uygun fiilin ya da uygun şeyin husün, uygun olmayanın kubuh diye vakfedilmesi, 2. Kamil fiil veya kamil şeyin husün, eksik olanın kubuh diye nitelenmesi bunlardandır. Burada kastedilen, her iki anlam da değildir. Aksine “fiilerdeki husün” ile kastedilen, failin kendisi sebebiyle herhangi bir kınanma ya da cezayı hak etmediği; “kubuh” ile kastedilen ise bu ikisini hak ettiği şeydir.”


“Akılla bilinen şeylerin tamamında bir peygambere ihtiyaç yoktur. Aklın ulaşamayacağı şeylerin tamamı da akıllılara göre makbul değildir. Öyleyse peygamberlik iddiası temelden kabul edilemez.”

Tümel olumsuzlara tikel olumlu olarak cevap verilir.

A. Akılla bilinen tamamında peygambere ihtiyaç yoktur.

B. Akılla bilinen bir şeyde peygambere ihtiyaç olabilir. (ahiret, gayb vs)

A. Aklın ulaşamayacağı şeylerin tamamı da akıllara göre makbul değildir.

B. Aklın ulaşamayacağı şeylerin biri akıllara göre makbul olabilir. (Allah’ın zatı, neden ahlak var vs)


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ahlâk-i Adudiyye Şerhi - Taşköprülüzade Ahmed Efendi - Kitap Haritası

 

Görünüyorum O Halde Varım

    " Görünür kılmak(olmak), görüntüler bırakmak adeta varlığımdan bir iz bırakmak gibi geliyordu artık. Eğer görüntüleri tutamazsam kendimi de tutamayacağıma dair bilinçaltımda gizlenen ve irademi kontrol eden ve bana ettirmeyen bir güdüydü bu."      Her şeyi onun için yapıyorduk. Arkamızda veya yanımızda bir iz bırakmak... Fotoğraflar çekinip, paylaşmak veya bastırmak. Hatta iş o hale gelmişti ki artık kendimiz için değil başkaları bizi görsün ve var kılsın diye görmeye gidiyor ve göstermek adına binlerce lira harcayıp kişliğimizden ödün verip yapmayacağımız şaklabanlık ve maskaralık kalmıyordu.       Binlerce yıllar öncesinin soyut bir dışavurumu olarak tezahür eden bu hareketlerin en çok gerçekleştiği zamanları yaşıyoruz. Belki de ilk insanlarda var olan en ilkel kaygımızı yaşıyoruzdur. Onların mağaralara çizdikleri veya ortalık yere yonttukları şeylerle bugün galerimizi dolduran fotoğrafları kaydettme çabası birbirinden ne kadar farklı o...

Entelektüel Çalışma ve İrade - Jules Payot (10.01.2026 Cumartesi)

Önsöz “Bana bir dayanak noktası verin, dünyayı yerinden oynatayım.” “İnsan, dikkatini çözmesi gereken sorun üzerine odakladığında, sonunda doğru yolu bulur.” Yada o doğru yol ilhamen zihnine bahşedilir ki sebepleri yerine getiren bir zihnin şahit olduğumuz üzere Yaratıcı tarafından ödülü bu olur genellikle.  İnsanın dayanak noktası, dikkati olmalı; çalıştığı işten üst düzey verim alması için odaklanabilmeli. Her yanlış bir kaybediş değil bir değişim çağrısıdır. Kazanılmaya aday isimsiz bir başarıdır. “Çabalarını gereksiz şekilde fazla alana dağıttığı için hayatını boşa harcadığından emin olmuştu ve hiçbir umut ışığı yanılmış olmanın acı pişmanlığını hafifletemediğinden telafisi olmayanı yapmış olma duygusunun (neredeyse altmış yaşındaydı) onun için cehennem olduğunu ekledi.” “Tüm öğretmenler ‘çok okumalısınız’ diye tekrarlayıp durur, oysa az ve sadece önemli sayfalar okunmalı.” Okuma şehvetine aldanmış bir nefsin kontrol edemediği okuma güdüsü tam olarak insanı ele g...