Ana içeriğe atla

Vakit Niyet İstikbal-i Kıble

    "Demirden bir kalem ucu ile, fırtınalar içinde bizi tehdit eden bütün yıldırımları toplamalı. Paratonerler gibi, onları mahvetmek için" diyor Abdülhak Şinasi Hisar. Bu sözü neden dediğini hiç sorgulamadan kendi hâl dünyama göre bir kurgunun içerisine oturtup kullanıyorum, kendime bir motivasyon bir itki elde ediyorum adeta bu sözle. 

    Sözler insanlara ait bir büyü gibi. Değiştirmeyi amaçlıyan eller gibi kulaklarımızın içinden girip beynimizin ve tüm bedenimizi istila ediyor. Bedenin ne yapmak istediğinin bir önemi yok sadece sözün emri ve hissettirdikleri var. Böyle bir durumda kulaklardaki barikatın çok önemi kalmıyor tabi. Özellikle verilerin böylesine çoşkun bir nehirden aktığı gibi akan bir çağda.. 

    Veriler, duyduklarımız ve gördüklerimiz.. Beynimizin içine dalıp karar mekanizmamızı etkileyen her ne varsa, kaçı bizim kontrolümüzde? Kendimize yedirdiğimiz "kontrol bende" manifesto sözü bile kontrolün bende olmadığını, böyle bir dayatmayı nasıl yaşadığımı göstermiyor mu? 

    Durdurulamaz zamanın durdurulamaz pek çok getirisi var pek tabi.. Öncelikle yaşlanmak ve ölmek gibi. Sonrasında ise heran hissettiklerimizin akışkanlığı ve bu akan zamanda gördüklerimiz, duyduklarımız, dokunduklarımız ve kokladıklarımız hatta ve hatta dalıp gittiklerimizin arasına sıkışıveren; bilinçaltımıza stokladıklarımız. Kabul edip aralarından birini zar zor seçtiğim tüm bu verilerin kontrolünde yaşarken kontrol denen heran bilincin en yüksek seviyesinde kalma hâlinde ne kadar süre durulabildiğiyse bir muamma.

    Tüm bunların arasında en değerli seçimlerin bir şeyler dayatmadan verilenler olduğu, ne kadar da doğru. Hissedilerek kabul edilmiş bir tavrın hissedilmeden emredilerek yapılmış bir tavra göre insan hayatına etkisi tamamen zıt yönde. Aman ne yaman bir paradoks.

    Niyet, akıbettir. Kalıcı olamayan tüm açıklamaların, yok edici tüm emirlerin; var ettiği kesin kararlar, sessiz niyetlerinde saklı tüm insanlığın. Asla deşifre olmıyacağı ve kaybolsa da mesul tutulmayacağı o ince iradeyle-ihtiyar arasındaki sırat köprüsü; niyet. Niyetle başlıyor kabuller veya reddedişler, niyetle bitiyor mesuliyetler veya sorumluluklar. Ancak niyetle tutuluyor önü-sonu gözükmez yollar. Ve sen bu konuda bazen bilinçli bazen bilinçsiz ve bazen de bazensiz kendine kavuşuyorsun. 

    Velhasıl niyet ettim; olması gerekene gerektiği kadar olması için çabalamaya....

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ahlâk-i Adudiyye Şerhi - Taşköprülüzade Ahmed Efendi - Kitap Haritası

 

Entelektüel Çalışma ve İrade - Jules Payot (10.01.2026 Cumartesi)

Önsöz “Bana bir dayanak noktası verin, dünyayı yerinden oynatayım.” “İnsan, dikkatini çözmesi gereken sorun üzerine odakladığında, sonunda doğru yolu bulur.” Yada o doğru yol ilhamen zihnine bahşedilir ki sebepleri yerine getiren bir zihnin şahit olduğumuz üzere Yaratıcı tarafından ödülü bu olur genellikle.  İnsanın dayanak noktası, dikkati olmalı; çalıştığı işten üst düzey verim alması için odaklanabilmeli. Her yanlış bir kaybediş değil bir değişim çağrısıdır. Kazanılmaya aday isimsiz bir başarıdır. “Çabalarını gereksiz şekilde fazla alana dağıttığı için hayatını boşa harcadığından emin olmuştu ve hiçbir umut ışığı yanılmış olmanın acı pişmanlığını hafifletemediğinden telafisi olmayanı yapmış olma duygusunun (neredeyse altmış yaşındaydı) onun için cehennem olduğunu ekledi.” “Tüm öğretmenler ‘çok okumalısınız’ diye tekrarlayıp durur, oysa az ve sadece önemli sayfalar okunmalı.” Okuma şehvetine aldanmış bir nefsin kontrol edemediği okuma güdüsü tam olarak insanı ele g...

Muhtelif 2 - Altay Cem MERİÇ

8 Mart 2026 Pazar Muhtelif 2 - Altay Cem MERİÇ Deve İdrarı “İlmin yarısı söylemlerin altındaki zımni ve örtülü varsayımları fark etmektir.” -İddiaların altındaki varsayımları fark etmek iddialara cevap vermekten önemlidir. -Bu zamanın sathi nazarı “bilimcilik kisvesi”dir. “O zamanın dağlaması bugün cerrahidir.” “Zira sünnet tıbbi bilgi takip etmektir.”   -Sünnet olan dönemin tıp bilgisinden yararlanmak yani döneminden yararlanmak da ayrıca bir sünnettir Allahu alem. Kur’an, Bilim ve Yorum Çelişkileri “Kur’an’ın bizatihi bir anlamı muhakkak vardır. Bu anlama “murad-ı ilahi” diyebiliriz.” “Kur’an şöyle Kur’an’a göre  Kur’an’dan benim anladığıma göre A ve B söylemleri C söylemini gizler.” -Bilimsel olmanın yanlış olduğu ama doğru olarak kabul edildiği zamanlar vardır. Hatta bu yanlış kabulün doğru kabul edilmesi gerektiği zamanlarda. “ 1. Kur’an’ın bizatihi anlamı (murad-ı ilahi) 2. Kur’an’dan beşerin anladığı (beşerin yorumu) A: Doğa kanunlarının bizatihi kendisi  B: Do...