Ana içeriğe atla

İnstagram Detoksumun Etkileri

İnstagramı detoksunun bana hissettirdikleri;

-Bir şeyler almak zorunda hissetmiyorum ve bir şeylere ihtiyacım varmış gibi hissetmenin getirdiği eksilik duygusunun verdiği özgüvensizliği yaşamıyorum.

-Durmada bir şeylerden geri kalmış gibi, yapamıyorumuş gibi olmayacakmış gibi hissetmiyorum.

-Dünyayı ve bulunduğum konumdaki her yeri gezip bilmem gerektiğini düşünmüyorum.

-Bana dayatılan şeylerin gösterilen şeylerden ibaret olduğunun farkına varıp kendi kişisel düşüncelerime daha çok yoğunlaşıyorum.

-Kendimi belirli kimliklerle savunmak zorunda veya göstermek zorunda hissetmiyorum.

-Herkesin sevdiği veya herkesin olmaya çalışıp görünmesi gerektiği gibi kendimi göstermeye çalışmıyorum.

-Aklıma ve zihnime daha fazla özgün fikir geldiğini ve farklı düşüncelere dalma yollarının açıldığını hissediyorum.

-Eskisi gibi bu komunikasyon çağının yoğunlaşmadığı çağlarda iletişimi tuşlara basarak sağladığımız zamanlarda veya daha kendimizi bu komunikasyon panayırına kaptırmadan önceki gibi kendimi ilhama mazhar ve diri hissediyorum.

-Uyku kalitemin arttığı ve uyanınca hareketliliğimin çoğaldığını hissediyorum.

-Reelslerde karşılaştığım ani duygu durum değişikliklerinin verdiği duygusal yoğunluk ve kargaşadan kurtulmuş hissediyorum. Bu kargaşadan sıyrılarak normal hayatın akışında daha az komik olanlara daha çok güldüğümü daha duygusal durumlara ise kendimi daha az kaptırdığımı hissederek kontrolümü hiçbir şeye kaptırmadığımı hissediyorum.

-Akıp giden zamanın getirisi olan yapacak şeylere ayıramadığım zamanın artık hangisi yapsam diye daha fazla yapmak istediklerimi yaptığımı düşünüyorum.

-Aslında küçük gibi gözükse de bazı hareketlerin hayatıma olan kelebek etkisinin ne kadar önemli olduğunu HİSSEDİYORUM!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ahlâk-i Adudiyye Şerhi - Taşköprülüzade Ahmed Efendi - Kitap Haritası

 

Vakit Niyet İstikbal-i Kıble

     "Demirden bir kalem ucu ile, fırtınalar içinde bizi tehdit eden bütün yıldırımları toplamalı. Paratonerler gibi, onları mahvetmek için" diyor Abdülhak Şinasi Hisar. Bu sözü neden dediğini hiç sorgulamadan kendi hâl dünyama göre bir kurgunun içerisine oturtup kullanıyorum, kendime bir motivasyon bir itki elde ediyorum adeta bu sözle.       Sözler insanlara ait bir büyü gibi. Değiştirmeyi amaçlıyan eller gibi kulaklarımızın içinden girip beynimizin ve tüm bedenimizi istila ediyor. Bedenin ne yapmak istediğinin bir önemi yok sadece sözün emri ve hissettirdikleri var. Böyle bir durumda kulaklardaki barikatın çok önemi kalmıyor tabi. Özellikle verilerin böylesine çoşkun bir nehirden aktığı gibi akan bir çağda..       Veriler, duyduklarımız ve gördüklerimiz.. Beynimizin içine dalıp karar mekanizmamızı etkileyen her ne varsa, kaçı bizim kontrolümüzde? Kendimize yedirdiğimiz "kontrol bende" manifesto sözü bile kontrolün bende olmadığın...

Görünüyorum O Halde Varım

    " Görünür kılmak(olmak), görüntüler bırakmak adeta varlığımdan bir iz bırakmak gibi geliyordu artık. Eğer görüntüleri tutamazsam kendimi de tutamayacağıma dair bilinçaltımda gizlenen ve irademi kontrol eden ve bana ettirmeyen bir güdüydü bu."      Her şeyi onun için yapıyorduk. Arkamızda veya yanımızda bir iz bırakmak... Fotoğraflar çekinip, paylaşmak veya bastırmak. Hatta iş o hale gelmişti ki artık kendimiz için değil başkaları bizi görsün ve var kılsın diye görmeye gidiyor ve göstermek adına binlerce lira harcayıp kişliğimizden ödün verip yapmayacağımız şaklabanlık ve maskaralık kalmıyordu.       Binlerce yıllar öncesinin soyut bir dışavurumu olarak tezahür eden bu hareketlerin en çok gerçekleştiği zamanları yaşıyoruz. Belki de ilk insanlarda var olan en ilkel kaygımızı yaşıyoruzdur. Onların mağaralara çizdikleri veya ortalık yere yonttukları şeylerle bugün galerimizi dolduran fotoğrafları kaydettme çabası birbirinden ne kadar farklı o...