Ana içeriğe atla

Ahlâk ve İnsanın İyi Olmasına Dair.


İnançsız biri iyi biri olamaz. Neden? Çünkü iyilik için temel bir nedeni yoktur. 
Sadece iyi gibi görünür. Kendince oluşturduğu kişisel kaygılar ve menfaatleri dolayısıyla iyiliği seçebilir ama bu da bir emir olmadığı için değişkendir. İyilik kavramı bile onun için değişkendir. Bir yıl önce iyi olan şey bir yıl sonra kötü olabilir, bunun böyle gitmeyeceğini kim garanti edebilir? 

Burada iyiliğin dogmatikliğine ihtiyaç vardır. Değiştirilemez iyilik kavramlarına yani. Bunu da sadece ve sadece dogmatik öğelere sahip din getirebilir. Bilim ve felsefe de burada değişken olduğu için getiremez ama uygulamada dinin öğretilerine destek olur.

İçten kötülük, yani kötü yaratılma diye de bir şey yoktur. İnsan hür irade sahibidir ve boş bir levha gibidir. Sadece iyiliğe yani olması gerekene meyilli bir yapı sahibiyiz. Bu da özgür iradeyi kısıtlayacak bir şey kadar büyük değildir. Hayat da hareket etmek zorundayız, iyilik ve kötülük diye de iki seçenek var, ortası yoktur. 

Kötülüğün ve iyiliğin belirleyicisi şuan dinler olmasaydı da "tecavüze" bile kötü diyemiyecektik, sadece bilimsel olarak ele alıp, cinsel ihtiyacın tatmini olacaktı ve toplumda normal karşılanacaktı.

Son olarak da insanlar birileri şu iyi şu kötü dediği için seçim yapmak zorundadırlar. Bu kimi zaman toplumsal kaygı, kimi zaman şahsi menfaattir ki bunun cennet ödülü veya cehennem cezasından farkı yoktur. Yani inanan cennet ödülünden dolayı iyilik yapıyor diğeri salt iyilik dediğimiz şey için iyilik yapıyor dersek yanlış olur. İyiliği tanımlayamayan biri ya birinden gördüğü için ki bu da dinlerdir, ya da kendi menfaatlerinden dolayı yapar.

Burada önemli olan hangisinin doğru olduğunu seçerek yaşamak. Yoksa her şekilde insan çıkarları doğrultusunda yaşar.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ahlâk-i Adudiyye Şerhi - Taşköprülüzade Ahmed Efendi - Kitap Haritası

 

Görünüyorum O Halde Varım

    " Görünür kılmak(olmak), görüntüler bırakmak adeta varlığımdan bir iz bırakmak gibi geliyordu artık. Eğer görüntüleri tutamazsam kendimi de tutamayacağıma dair bilinçaltımda gizlenen ve irademi kontrol eden ve bana ettirmeyen bir güdüydü bu."      Her şeyi onun için yapıyorduk. Arkamızda veya yanımızda bir iz bırakmak... Fotoğraflar çekinip, paylaşmak veya bastırmak. Hatta iş o hale gelmişti ki artık kendimiz için değil başkaları bizi görsün ve var kılsın diye görmeye gidiyor ve göstermek adına binlerce lira harcayıp kişliğimizden ödün verip yapmayacağımız şaklabanlık ve maskaralık kalmıyordu.       Binlerce yıllar öncesinin soyut bir dışavurumu olarak tezahür eden bu hareketlerin en çok gerçekleştiği zamanları yaşıyoruz. Belki de ilk insanlarda var olan en ilkel kaygımızı yaşıyoruzdur. Onların mağaralara çizdikleri veya ortalık yere yonttukları şeylerle bugün galerimizi dolduran fotoğrafları kaydettme çabası birbirinden ne kadar farklı o...

Muhtelif 2 - Altay Cem MERİÇ

8 Mart 2026 Pazar Muhtelif 2 - Altay Cem MERİÇ Deve İdrarı “İlmin yarısı söylemlerin altındaki zımni ve örtülü varsayımları fark etmektir.” -İddiaların altındaki varsayımları fark etmek iddialara cevap vermekten önemlidir. -Bu zamanın sathi nazarı “bilimcilik kisvesi”dir. “O zamanın dağlaması bugün cerrahidir.” “Zira sünnet tıbbi bilgi takip etmektir.”   -Sünnet olan dönemin tıp bilgisinden yararlanmak yani döneminden yararlanmak da ayrıca bir sünnettir Allahu alem. Kur’an, Bilim ve Yorum Çelişkileri “Kur’an’ın bizatihi bir anlamı muhakkak vardır. Bu anlama “murad-ı ilahi” diyebiliriz.” “Kur’an şöyle Kur’an’a göre  Kur’an’dan benim anladığıma göre A ve B söylemleri C söylemini gizler.” -Bilimsel olmanın yanlış olduğu ama doğru olarak kabul edildiği zamanlar vardır. Hatta bu yanlış kabulün doğru kabul edilmesi gerektiği zamanlarda. “ 1. Kur’an’ın bizatihi anlamı (murad-ı ilahi) 2. Kur’an’dan beşerin anladığı (beşerin yorumu) A: Doğa kanunlarının bizatihi kendisi  B: Do...